enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
16,3642
EURO
17,5287
ALTIN
974,86
BIST
2.418,10
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
26°C
İstanbul
26°C
Açık
Perşembe Açık
25°C
Cuma Açık
27°C
Cumartesi Az Bulutlu
26°C
Pazar Az Bulutlu
24°C

Tüketen Değil Üreten Toplum Olmak

22.03.2018 11:35
0
A+
A-

Gelişmiş ülkelerinin kendilerine göre daha az gelişmiş ülkelere uyguladığı en büyük zulüm tüketim çılgınlığına alıştırmaktır. Kısa vadede bakıldığında üretim maliyetinin yüksek olması ve hızlı çözüm olması açısından az gelişmiş ülkelerin işine gelse de tüketim toplumu olmak bir ülkenin felaketidir. Üretmeyen, üretemeyen toplumlar yıkılmaya mecburdur. Hepimizin en az bir kere duyduğu meşhur bir söz var “Bana […]

Gelişmiş ülkelerinin kendilerine göre daha az gelişmiş ülkelere uyguladığı en büyük zulüm tüketim çılgınlığına alıştırmaktır. Kısa vadede bakıldığında üretim maliyetinin yüksek olması ve hızlı çözüm olması açısından az gelişmiş ülkelerin işine gelse de tüketim toplumu olmak bir ülkenin felaketidir. Üretmeyen, üretemeyen toplumlar yıkılmaya mecburdur.
Hepimizin en az bir kere duyduğu meşhur bir söz var “Bana balık verme balık tutmayı öğret”. Maalesef toplum olarak kolaycılığa alıştığımız için bu söz bize gereken mesajı veremiyor. Kolay yoldan zengin olma, kolay yoldan öğrenme, kolay yoldan yükselme hedefleri olan bir millet olma kararlılığımızdan maalesef vazgeçmiyoruz. Bu kararlılık bizi üretici olmaktan alıkoyuyor ama biz inatla aynı yoldan devam ediyoruz.
Bin yılı aşkın kadim bir tarihimiz, kolay pes etmeyen bir yapımız olmasına rağmen bugün dünya üzerinde bize ait tamamen bizim olan bir ürün söyleyelim desek yemek çeşitleri dışında bir şey bulmak çok zor belki de imkansız. Hele hele son elli yıldır en iyi yaptığımız şey taklit etmek. Öyle bir hale geldik ki tvlerde milyonlarca izleyiciye ulaşan yarışma programlarımız bile başka ülkelerden satın alınarak bize uyarlanıyor. Teknoloji alanında facianın boyutu daha da vahim BTK verilerine göre ülkemizde aktif kullanılan telefon adedi 113 milyon civarında ve pazarın çoğunluğunu Apple ve Samsung oluşturuyor, son bir kaç yıldır yerli üretim yapmaya çalışan Vestel pazarın ancak %7 sine hakim, Vestel dışında başkaca bir firma yok desek yalan olmaz. Ama gelin görün ki dünyaca ünlü markaların bire bir taklitlerini yapmakta üzerimize yok. Yıllar önce internet üzerinden cep telefonu araştırıyordum bir sitede “GERÇEĞİNDEN AYIRT EDEBİLENE ÜCRETSİZ VERİLECEKTİR” şeklinde bir yazı görmüştüm. Üretmek yerine taklit etmeye verdiğimiz gayret etseydik şimdiye kadar kendi markamızı çoktan ortaya çıkarmış olurduk. Gelişmeye çalışan ülkeler liginde rakibimiz olan Çin’i millet olarak beğenmeyiz hatta kalitesiz mallar için “ÇİN MALI” yakıştırması yaparız ancak ülkemizde Huawei ve ZTE markaları ile cep telefonu pazarında hatırı sayılır durumdalar. Dahası Huawei markası ülkemizde Galatasaraya forma sponsoru olacak kadar ülkemizde yer edindi. Hal bu dostlar ama hepsi bu kadar mı, değil daha niceleri var, en basitinden Futbolu ele alalım 18 takımlı süper ligimizde en çok kazanan futbolcular yabancı oyuncular, daha da ileri gidelim Milli Takımımızda Marco Aurello’dan bozma Mehmet Aurello’yu Marcio dan bozma Mert Nobre’yi hatırlayın, ya da Hewan Abeye’den türeme Elvan Abeylegesse yi liste uzadıkça uzar, en acısı da Amerika’da yaşayıp Amerika’nın imkanları ile Nobel Barış Ödülü alan Aziz Sancar’dan bahsederken işte Türkün gücü diyerek kendimizi kandırmamızdır.
En başta da dediğim gibi “Üretmeyen üretemeyen toplumlar yıkılmaya mecburdur”, yıkılmak istemiyorsak tüketen değil üreten millet olmak zorundayız. Üretim konusunda devletimize de milletimize de büyük sorumluluklar düşüyor. Devlet olarak üretim yapmayı arzulayan KOBİ’LERİ desteklemek, çeşitli imtiyazlar sunulmalıdır, hali hazırda zaten yapılıyor dediğinizi duyar gibiyim, ama bunlar yeterli değil yabancı menşeli büyük firmalar karşısında mücadele edebilecek devlet destekli oluşumlar kurulmalı, gerekirse bir çok gücü bir araya getirecek konsorsiyumlar teşvik edilmeli. Herşeyden önemlisi ayette buyrulduğu gibi “İşi ehline veriniz” düsturu ile hareket edilmelidir. Ancak millet olarak herşeyi devlete yüklememek gerekir, bizlerde millet olarak milli olana sahip çıkıp, alışveriş tercihlerimizi buna göre değiştirmemiz gerekmektedir. Müslümanlıkta, Milliyetçilikte, Atatürkçülükte bunu gerektirir.
Saygılarımla.
Mustafa ŞAHİN
mustafasahin@netyorum.net
http://facebook.com/Mustafa.Sahin61
http://twitter.com/mustsahh
http://instagram.com/mustsah
Yazarın Diğer Yazıları
30.05.2020 01:50
10.05.2020 04:47
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.