enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
16,3619
EURO
17,5533
ALTIN
973,94
BIST
2.450,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
26°C
İstanbul
26°C
Açık
Cuma Açık
27°C
Cumartesi Açık
28°C
Pazar Az Bulutlu
24°C
Pazartesi Az Bulutlu
25°C

Neyin Diyeti?

28.05.2019 05:59
0
A+
A-

Neyin Diyeti?
Diyetisyen arkadaşlar kızacak ama… Hiç kimse kusura bakmasın. Eğer yazımı okuduktan sonra söyleyecekleri var ise lütfen söyleyeceklerini mail veya mesaj yolu ile ulaştırsınlar, memnun olurum.

“Beslenme ve diyetetik sağlıklı insanların iyilik halini koruma ve geliştirmeyi de hedefleyen bir bilim dalıdır.”

Neyin Diyeti?

Evet, neyin diyeti? Diyetisyenlik; meslek kolu. Tabi ki alınan eğitim ve bilgiler çok kıymetli. Yıllarca gıda ve beslenme üzerine eğitim alınması bile büyük saygı duyulmasını gerektirir. Peki, bu eğitimden sonra diyetisyen olan arkadaşların hangisi mesleğini hakkaniyetli yapıyor? Eğer mevzu gıda bilgisi ise gıda mühendisleri yahut gastronomi mezunları da var. Hemen hemen aynı ders içeriklerini öğrenmekteler. Keza aşçılık eğitimi alanlarda mecburi ders olarak bir kısım dersleri görmekteler. Peki, fark nedir? Diyetisyenden diyetisyene ne gibi bir fark olmaktadır? Her diyetisyen doğruyu mu söylüyor?

Bir arkadaşım vaktinde Avcılar ilçesinde bir diyetisyene gidiyordu. Uzun zaman gitti geldi ve sonuç hala aynı. Hatta psikolojisi bozulduğu için fazladan kilo sahibi de oldu. Kendisine uygulanan yemek programını gördüğümde “Vazgeç gitmekten!” demiştim. Sebebi ise hiçbir açıklaması olmayan detaysız ve arkadaşımın asıl problemi olan mide ve bağırsak büyüklüğüne bir çare değildi. Mesela diyetisyenlerin yazdıkları programlarda “1 elma” veya “ kibrit kutusu kadar beyaz peynir” görmek mümkün. Ancak hangi elma, yazmaz…

Şahsın kan değerlerine uygun olan elma çeşidi nedir? Tespit edilmiyor. Aynı şekilde piyasada satılan temeli ve içeriği net belli olmayan peynir de şu marka bu marka veya bu kadar süt, bu kadar asit gibi detaylı verilmiyor. E peki neyin diyeti bu? İnsanların zaaflarından faydalanmak değil de nedir? Aklıma vaktinde yoğun istek üzerine gittiğim psikolog doktor geldi. Sürekli saate bakıp cevabı kısa olacak sorular soruyordu. “Hayırdır, işiniz mi var?” dediğimde ise; “Yoo, zamanı kontrol ediyordum.” demişti ve tam bir saat süre bitince de; “Eveetttt bir sonraki seansımız da görüşmek üzere!” dedi ve beni kapının önüne koydu. Aslında uyku sorunu ile başvurmuştum fakat sayesinde sinirlerim de bozuldu.

Neyin Diyeti?
“Beslenme ve diyetetik bilim dalı sosyoloji, psikoloji, çevrebilim, iktisat gibi sosyal bilimlerin yanı sıra yoğunlukla kimya, biyokimya, biyofizik, hücre biyolojisi, genetik, fizyoloji, anatomi, nörobiyoloji, gelişimsel ve üreme biyolojisi ve besin teknolojisi gibi birçok bilim dalı ve disiplinin etkileşiminin sonucunda ortaya çıkan bir bilim dalıdır.”

Dönelim diyetimize! Elma? Hangi elma? Türkiye’de onlarca çeşit elma var. Buna ithalleri de eklersek çeşit artar. Peynir? Hangi peynir? Koyun, inek, keçi, az yağlı, tam yağlı, tuzlu, tuzsuz, yarısı inek yarısı koyun, vb reçeteleri olan hangi peynir? Yumurta? Hangi yumurta? Köy yumurtası veya organik olsun. Hay hay efendim ama hangi köy? Organik ise Anadolu’nun neresinden olsun? Veya bakliyat. Yine aynı sorular… Bu soruları sormadığınız sürece destek almış sayılmazsınız!

Yeme içme ile problemi olanlar için diyorum ki; asıl problem olan göz açlığına çözüm üretilmediği sürece de bir adım yol alamazsınız.

Beyinin arka lobunda bulunan bir kas sayesinde açgözlü oluyoruz. Onlarca makale yazılmış. Önce bu kası durdurmak gerekiyor sonrası zaten geliyor. Mesela; hızlı servis bir mekâna gittiğinizde karnınız biraz açken karşınızda duran renkli tabelaları gördükten sonra aniden fikir değiştiriyor ve seçiminizi büyütüyor musunuz? Cevap “evet” ise gözünüz aç. Evde pilav ve tavuk yapılmış, masaya geldi, oturdunuz, mis gibi kokuyor, servis edene “Az daha koyar mısın?” diyor musunuz? Cevap “evet” ise ne yazık ki gözünüz aç efendim.

Diyetisyenlerin hangisi sizi komple bakıma alıyor? Mesela; diyetisyene gittiniz, psikolog desteği önerdi mi? Veyahut durumunuzu fark ettiğinde sizi yönlendirdi mi? Bir dâhiliye uzmanına gitmenizi istedi mi? Mide ve bağırsak sağlığınız hakkında araştırma yaptı mı? Akupunktur tavsiye etti mi? Midenizi ve bağırsağınızı yıkamanız gerektiğini dile getirdi mi? Soruların sonu yok.

Yukarıda belirttiğim ihtisasların hepsi ile bir arada yapılması gereken işi yarım elma, kibrit kutusu peynir ve yağsız yoğurt ile çözemezsiniz! Çözerim derseniz o zaman ihanet etmiş olursunuz. Spor yap iyi gelir! Nedir bu? Ya kişinin spor yapması sakıncalı ise? Her gün on kilometre yürü… Bittabi efendim hemen problemi mi anladınız. Peki, nasıl yürümeliyim? Ayağımda ağrı oluyor, damarlarımda tıkanma var ve ödem oluşuyor. Sizce hangi spor ayakkabı bana uygun? Cevap?

Ben bunları söylediğimde benim ilgi alanım değil diyen bir iki diyetisyen arkadaşımız olmuştu. Hala kliniklerde çalışıyorlar ve hala insanlar ile şakacık diyetler yapıyorlar. Bakınız; hiçbir standart’ın olmadığı ülkemizde ne yazık ki sizlerin fayda sağlaması için başvuru yaptığınız bu iş kolu çalışanlarının büyük bir kısmı tamamen sizin ruhsal dengenizi bozmak ile beraber defalarca duyduğum “diyetisyene gittim bir şey değişmedi” sözlerinizin ortaya çıkmasına sebep olmakta.

Sağlığı korumak ya da düzeltmek gereğiyle uygulanan beslenme düzeni bu mu? Sağlıklı beslenme çocuk yaşta aile içindeki yeme içme alışkanlığı temeli ile oluşur. Siz düzensiz beslenerek, asitli içecekler ile midenizi büyüterek ve ne yazık ki kanundaki boşluklardan faydalanıp kar amacı güderek, resmen insanları öldüren katil işletmelerin ürünlerini tüketerek kendi sonunuzu hazırlamaktasınız.

Neyin Diyeti?

Eğer sonucuna katlanamayacağınız bir yaşam istiyorsanız yeme içme alışkanlıklarınızdan asla vazgeçmeyin.

Burada yazmadığım çiğköfte ile ilgili bir bilgi vermek isterim. Etsiz çiğköfte ilk yapılmaya başlandığında et bulyon kullanılıyordu. Bulyon olarak çeşitli markaların ürünleri tercih edilmekte idi. İçeriklerinde bulunan mono sodyum glutamat yani bilindik adı ile Çin tuzu ile lezzet hem artıyor hem de bağımlılık yaratıyordu. Hatırlarsanız bir ara insanlar çılgınlar gibi çiğköfte tüketmeye başlamıştı. Maliyet ve imalatı ucuz olan bu yiyecek satışında ki fiyat avantajı ile alternatif bir seçenek olmuştu.

Vaktinde Bolu il merkezinde 35 farklı çiğköfte satan dükkân saymıştım. Şimdilerde sayı azaldı. Firmalar yavaş, yavaş kapandı. Sebebi ise; Sağlık Bakanlığı üzerinde yapılan rakip firmaların baskıları neticesinde bakanlık içerikte kullanılan ürünlerde MSG (Mono Sodyum Glutamat) içeren katkı maddelerini yasakladı. E hali ile lezzet arttıran bu katkı devreden çıkınca talep azaldı. Şimdiler de MSG siz özel baharat karışımları kullanılmakta imiş. Eğer ki üründe MSG izi rastlanır ise inanılmaz cezalar verilmekte imiş. Gayet güzel bir uygulama. Keşke aynı sistem diyetisyenler için de uygulanmış olsa…

Uzak doğu felsefeleri der ki; “Kişi kendi kendini tedavi edebilir.”

Önce siz kendi savaşınızı başlatıp direnmelisiniz ki dışarıdan size destek olacak insanların tavsiyeleri bir işe yarasın. Aldığınız ürünlerin üzerlerini okuyun. İçeriklerine bakın. Çocuklarınıza jelatin içeren şekerleme vb almayın. Asitli içecekleri tüketmeyin. Glikoz içeren ki özellikle “PALM” ve trans yağ içeren yiyeceklerden uzak durun. Peynir altı suyunun ne olduğunu daha önce yazmıştım, dikkat edin. Peynirlerin üzerindeki delikler asit oranını gösterir. Ne kadar çok delik o kadar çok asit. Özen gösterin. Köyünüz var ise emin olduğunuz kişilerin ürettiği ürünlere ulaşın ve dengeli tüketin.

Bizim topraklarımızda yetişmeyen her ne olur ise olsun ürünleri abartılı tüketmeyin, hatta hiç tüketmeyin. Her coğrafya, o coğrafyaya ait insanlara göre sebze ve meyve üretir. Doğanın kanunu budur. Sürekli ananas veya hindistan cevizi tüketerek ne diyet yapılır ne de yaşanır. Geldiği bölgedeki suyun yapısı, havanın durumu ve topraktaki elementler size faydalı olmayabilir. Bahsettiğim konu çok önemli bir husustur.

Tüketimi arttırdıkça dışa bağımlı olunmasından kaynaklı farklı ülkelerden gelen gıdaları tüketerek genetik yapımızın değişmesine ve hiç olmayan alerjileri yaşamamıza neden olmaktayız. Nasıl ki çiğ balık, yeme içme kültürümüzde yok ise, aynı şekilde başka ülkelerin başka ürünleri de kültürümüzde olabildiğince az yer tutması gerekmektedir. Yaratıcı bize faydalı görmüş olsa idi, bu kadar zengin ve verimli topraklarda neden mango veya ananas olmasını istemesin ki?

Yerli ve kültürümüze ait olan her şey bu coğrafyanın insanlarına faydalı olacaktır. Ve lütfen diyetisyene gittiğinizde size tavsiye ettiği tüm gıdaların ve ürünlerin adını,  markasını, miktarını, sebebini sorun. Detay isteyin. Sizin sorularınıza ne kadar çok cevap verebiliyor ise işini gerçekten iyi yapıyordur. İşini iyi yapan insanlar sayesinde hala ayaktayız…

“Sıhhatli Yarınlar; Bugünden Başlar…”

Öncü YILGIN
Senior Chef Instructor

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.