enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
16,4105
EURO
17,5670
ALTIN
974,08
BIST
2.422,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
26°C
İstanbul
26°C
Açık
Cuma Açık
27°C
Cumartesi Az Bulutlu
26°C
Pazar Az Bulutlu
24°C
Pazartesi Az Bulutlu
25°C

Müslüman Coğrafyada Hristiyan Dansı

16.04.2018 20:35
0
A+
A-

Hiçbir çocuk doğacağı ülkeyi, anne ve babasını ve dahi dinini seçerek doğmuyor. İnsanların din ve kültür seçimlerinde doğdukları ve içerisinde yetiştikleri toplumların büyük etkisi var. Bu nedenle Müslüman bir ülkede Müslüman bir ailenin çocuğu olarak doğmuş olmak Allah’ın bizlere en büyük lütfu. 571 yılında, Alemlerin Efendisi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammet Mustafa (S.A.V.) doğuşu ile başlayan […]

Hiçbir çocuk doğacağı ülkeyi, anne ve babasını ve dahi dinini seçerek doğmuyor. İnsanların din ve kültür seçimlerinde doğdukları ve içerisinde yetiştikleri toplumların büyük etkisi var. Bu nedenle Müslüman bir ülkede Müslüman bir ailenin çocuğu olarak doğmuş olmak Allah’ın bizlere en büyük lütfu.

571 yılında, Alemlerin Efendisi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammet Mustafa (S.A.V.) doğuşu ile başlayan İslam 1447 yıldır değişmeden özünden kaybetmeden devam etmekte ve kıyamete kadar da devam edecek. Ancak son dönemlere baktığımızda, batı coğrafyasının yaşayış tarzına yani Hristiyanlık inancını benimseyenlerin yaşayış tarzına olan özentimiz nedeni ile onlara benzeyerek, İslam’ın gelişmesinin daha doğrusu İslam’ı benimseyen toplumlarının gelişmesinin önünde set gibi duruyoruz. Yüz yıllardır devam eden misyonerlik faaliyetleri neticesinde, İslam dininin mükemmelliğini bizlere unutturan batının sözüm ona medeniyetine imrenerek hayat geçiriyoruz. Boşanma oranlarındaki artış, evlilik dışı birlikte yaşama oranlarındaki artış, evlilik dışı çocuk edinme sayılarında ki artış ve buna benzer, batının medeniyet saydığı birçok konudaki artış göz önüne aldığımızda bu tezin doğrulanmış olduğu gerçeği maalesef üzüntü verici. Bütün bunların yanında Müslüman coğrafyada Hristiyanlarca çıkarılan kaoslar cabası.



Suriye’de sahnelenen kanlı dans…

Geçen hafta gündemi en çok meşgul eden konu Amerika, İngiltere ve Fransa’nın Suriye’ye yaptıkları hava saldırısı, Suriye konusu yaklaşık 7 yıldır dünyanın gündeminde olan bir mevzu ancak 7 yıllık süre içerisinde Türkiye dışındaki Müslüman ülkelerden bu konunun çözümüne yönelik dişe dokunur bir çaba görebilmiş değiliz. Milyarlarla ölçülebilen bir nüfusa sahip olan, dünya petrol zenginliğinin neredeyse tamamına sahip olan, ilaç sanayisinin ham madde üretiminin %80 ine sahip olan Müslüman coğrafyasında birliğin olmaması bizleri batı karşısında olumsuz bir konuma yerleştiriyor.

Suriye’de yaşanan olaylara tekrar gelecek olursak, hiçbir batı ülkesinin Suriye’de yaşanan insanlık dramı nedeni ile bölgede yaşananlara ses çıkarttığına inanmıyorum. Eğer öyle olsaydı bu dram yedi yıldan fazla süredir devam etmezdi. Daha ne kadar süreceği de muamma bu arada. Peki yaşanan nedir Suriye’de, Amerika binlerce kilometre öteden neden kendini söz sahibi hissediyor, ya da Rusya neden bu coğrafyada söz sahibi olma derdinde. Aslında cevap çok basit, son 10 yıldır Amerika ile Rusya arasında soğuk savaş olduğu aşikar, ancak soğuk savaş ile her iki ülkede birbirine net bir üstünlük sağlayamıyor, hal böyle olunca it dalaşına sönen soğuk savaşta her iki tarafta hırlaşmanın dışına çıkamıyor.

Tam da burada Suriye sıcak savaş için birbirlerinin silah gücünü ve askeri üstünlüğünü test etmek için ideal bir coğrafya haline geliyor. İki ülke ve müttefiklerinin (ki bu müttefiklerin tamamı Hristiyan ülkeler) sıcak savaşa tutuşması durumunda, bu savaşın Suriye toprakları içerisinde cereyan etmesi Hristiyanlara bir zarar vermeyecek, bu savaşta oluşacak insan kayıpları batıya göre nasılsa değersiz olan Müslüman insanlardan oluşacak. Savaşı kim kaybederse kaybetsin ölenler her halükarda Müslümanlar olacak. Aslında burada bir taşla iki kuş vurma durumu da söz konusu nasıl mı şöyle, geçen hafta yaşanan hava saldırısında Amerika kendi Tomahawk füzelerini överken, Rusya Tomahawk füzelerini havada patlatan S-400 füzelerine methiye düzüyordu. Bundan daha iyi bir reklam olabilir mi? Bence olmaz. Hem elindeki silah gücünün testini ve pazarlamasını yapmış oluyorlar, hem de bu durumdan hiçbir Hristiyan zarar görmüyor, medeni ve insan haklarına sonsuz saygılı olan batı için çok ideal bir durum.

Çözüm için Neler Yapılmalı?

Peki bu yeni bir durum mu, değil. Hatırlayın, Amerika binlerce kilometre uzaktan Irak’a demokrasi ve özgürlük getirmeye kalkmış Irak’ı bataklığa çevirip kaçmıştı, hatırlayın 2010 yılından bu yana Müslüman coğrafyada Arap Baharı adı altında bir dizayn hareketi vücut bulmuş, batının demokrasi getireceğim diye girdiği her yer kan gölüne ve çözümsüzlüğe bürünmüştü. Şimdi Hristiyan dünyanın birbirine güç gösterisi Suriye üzerinden devam ediyor. Tarafsız sahada oynanan maç gibi düşünün.

Bütün bunlarda suçlu olan sadece batılı devletler mi, tabii ki hayır, uzun yıllar boyunda bir birlik sağlayamayan Müslüman ülke yönetimlerinin, kardeşliklerin en yücelerinden biri olan din kardeşliğinin gereğini yerine getirmeyen Müslüman milletlerin hiç mi suçu yok? Nasrettin Hoca hikayesinde olduğu gibi Hırsızın suçu çok ama ev sahibi de maalesef sütten çıkmış ak kaşık değil.

Sözde değil özde Müslüman olmak istiyorsak, İslamiyet’i sadece kendimiz için ibadet etmekle sınırlı görmeyip, İslam kardeşliğinin ne demek olduğunu, birlik olmanın, İslamiyet bayrağı altında Alemlerin Efendisi Peygamberimize yakışır bir ümmet olarak birbirimize nasıl kenetlendiğimizi, İslamiyet’in gerçek medeniyet olduğunu tüm dünyaya göstermek zorundayız. Bunu başaramazsak Hristiyan devletler daha çook tarafsız saha da maça tutuşurlar.

 

Saygılarımla.

Mustafa ŞAHİN

Yazarın Diğer Yazıları
30.05.2020 01:50
10.05.2020 04:47
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.