enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
16,3619
EURO
17,5533
ALTIN
973,94
BIST
2.450,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
26°C
İstanbul
26°C
Açık
Cuma Açık
27°C
Cumartesi Açık
28°C
Pazar Az Bulutlu
24°C
Pazartesi Az Bulutlu
25°C

Delirmiş Bu Kadınlar

23.09.2019 06:00
0
A+
A-

Delirmiş Bu Kadınlar
Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi hayata dair rol ve sorumluluklarımızı içine doğduğumuz toplumun beklentilerine göre şekillendirerek büyüyoruz. Cinsiyetimizden beklenen davranışları önce gözlemliyor sonra kabul görmek için gözlemlediklerimizi uygulamaya koyuluyoruz. Böylece toplum tarafından kabul edilmiş bir birey olarak hayatımıza devam ediyoruz. Buraya kadar her şey normal. Peki, toplumun her kabulü doğru mu? Biz kendimizi ne kadar kabul ediyoruz? Bu soruları sorduğumuzda işler biraz karışıyor.

İçinde yaşadığımız toplumda çok sık duyduğumuz bir isyan geliyor aklıma. Bu bir kadının isyanı. ’YETEMİYORUM’. Çocuklarıma, evime, eşime yetemiyorum. İşin ilginç tarafı isyan ederken bile kadının kendisiyle ilgili bir söylemi yok. Endişesi, ona yüklenen sorumlulukları tam olarak yerine getirememek. İçinde yaşadığı mutsuzluğu bu duruma bağlıyor. Ama bir bilse asıl sorun kadının kendine yetememesi. Kendine yetmeyi başarabilse gerisi çorap söküğü gibi gelecek. Ama bu durumun farkındalığına sahip değil. Her zaman belirttiğim gibi çözülemeyecek tek problem farkında olmadığımız problem.

Kendinizi Dinleyin

Aslında durumu kadın erkek olarak ayrı ayrı incelememek gerekir. Belirttiklerim ve belirteceklerim insan olgusu için geçerli şeylerdir. Kadını ayrıca ele almamın sebebi toplumumuzda kendini hiçe sayan ya da hiçe saymak zorunda olan insanların çoğunun kadınlardan oluşuyor olması. Yukarıda da bahsettiğim gibi kadının üzerine yüklenen sorumluluklar onu bir noktadan sonra kendinden vazgeçmeye itiyor. Zaman içerisinde kendisiyle ilgili hiçbir şeye önem vermeyip kendisini sürekli ihmal edince içinde oluşan duygusal boşluk çocuklarına ve eşine olumsuz yansıyarak mutsuz bir aile tablosu çıkarıyor karşımıza.

Anne Mutsuzsa Aile Mutsuzdur

Evet, evlendiniz ve sorumluluklarınız arttı. Artık ilgilenmeniz gereken bir ev ve bir eş var. İleriki dönemlerde bir de çocuğunuz oldu. Eyvah eyvah hayat bitti. Toplumda yerleşmiş bir algı olduğunun bir ispatını daha sunayım size. ‘Evlenmeden ne yapacaksan yap, evlenince yapamazsın.’, Çocukta oldu artık saltanatın bitti.’ Daha evlilik yapmadan bu cümlelerle olumsuzu kabul etmeye başlıyoruz. Peki, bu evlilik çoluk çocuk işleri bu kadar sorunlu, olumsuz bir durum olarak karşımamıza çıkıyorsa, neden böyle bir olguya dâhil olmak istiyoruz. Deli miyiz biz J

Algınızı Değiştirin

Aslında olayın iç yüzü böyle değil. Kandırıyorlar bizi. Evlenince hayat bitmiyor. Çocuk olunca her şey daha çok zorlaşmıyor. Sadece biz bu bakış açısıyla baktığımız için işleri zorlaştırıyoruz. Olaylara ne açıdan bakarsanız o yoldan gidersiniz. Tamamen algı meselesi.  Elbette ki evlendikten sonra hayatınızda bir takım değişiklikler olacaktır. Olmak zorundadır. Bu sadece kadınlar için değil erkekler içinde geçerli bir durum. Elbette ki ebeveyn olduktan sonra sorumluluklarınız artacak ve bazı şeyler eskisinden daha zor olacaktır. Ama bunların hiçbiri kadın olarak kendinizi hiçe saymanıza sebep olamaz. Siz kadın olarak çocuklarınızı ve eşinizi mutlu etmeniz gerektiğini düşünüyorsunuz. Evet, mutlu etmelisiniz, aile bireyleri birbirlerini mutlu etmeli. Ancak siz kendinizi mutlu etmezseniz etrafınızdaki kimseyi mutlu edemezsiniz. Kendi temel ihtiyaçlarını gidermeyen bir kadın zaman içerisinde farkında olmadan eşine ve çocuklarına olumsuz tutumlar içinde bulunacak ve belki de evliliğinin temelini sarsacaktır.

Eşiyle problemler yaşayamaya başlayıp dolaylı yoldan çocuklarını da mutsuz edecektir. Siz her şeyi aileniz için yaptığınızı düşünürken, eşiniz tarafından dırdırcı, çocuklarınız tarafından sinirli bir kadın olarak tanımlanacaksınız. Bu durumla karşılaştığınızda yapmış olduğunuz fedakarlıkların en değer verdiğiniz kişiler tarafından fark edilmemesi sizi daha da dibe itecek. Bu tablo birçok ailede kısır döngü gibi tekrar eder durur. Her şeyden önce insan olduğunuzu ve ihtiyaçlarınız olduğunu, tek başınıza her işe yetişemeyeceğinizi, aile bireylerinin de sorumlukları olduğunu unutmadan hayatınıza devam etmelisiniz. Çocuklarınızı, hayatınızın önündeki bir engel olarak görmeden onlarla birlikte yapmak istediğiniz her şeyi yapabileceğinizi unutmadan yaşamınıza yön vermelisiniz. Siz algılarınızı değiştirip, kendinize değer vermeyi ihmal etmezseniz inanın işler yoluna girecek. Çünkü duygusal doyuma ulaşacaksınız. Genel kuralı unutmayın. Tehlike anında can yeleğini önce kendiniz giymezseniz çocuğunuzu kurtaramazsınız. Can yeleğini önce siz giyerseniz kendinizi güvende ve güçlü hissederek daha fazla iş başarabileceğinizi göreceksiniz.

Duygu BERGİL

İnstagram Hesabımız
Twitter Hesabımız
Facebook Sayfamız
Youtube Kanalımız
Pinterest Hesabımız
Yazbee Hesabımız

Yazarın Diğer Yazıları
20.06.2020 14:08
20.06.2020 13:54
14.06.2020 13:41
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.